Sayın Yeni Dünya, Kasaya Lütfen! (Hikaye)| M. Sadi Karademir

Kırk beş yıldır ayakta -hiç oturmadan- duran benim gibi biri için zaman oldukça anlamsız bir şekilde akıyor. Dünyaya kazık çakmadım, aksine insanlar beni vitrinlerine bir kazık gibi çaktılar.

Çok olmadı buraya geleli, olsa olsa on yıl. Ve bu on yıl da ömrü kimine göre 400 yıl, kimine göre bin yıl olarak sayılan benim gibi biri için oldukça anlamsız bir süre. Fabrikadan üryan getirdiler beni buraya. Oramı buramı da örtmedi hayvan herifler. Kadınlara biraz daha töleranslılar sanıyorum bu konuda.  Benim diğer arkadaşlardan farkım var tabi, ben şu insan denen canlı varlığa onlardan çok daha fazla kafa yoruyorum. Ama derdimi anlatamıyorum kimseye. E çünkü ağzım sonsuza kadar kapalı.

Devam

Tanpınar Okumaları: Psikolojik Mesafe| Büşra Can

Tanpınar, kendi imgelerini bir iç tutarlılıkla ortaya koyarken acaba kendi içinde bir mazmun yaratımı mı yaptı yoksa bu başka bağlamda değerlendirilmesi gereken bir konu mu? Tanpınar kendi sözcükleriyle sanki bir harita çizmiş gibidir. Bu harita kendi evrenini adeta canlı bir organizma kılar. Sözcükler türlü muhteva ve şekillere bürünür, birbirinden beslenir ve bir akış halindedir. Geçmiş, anda yeniden kurgulanır, yeniden üretilir ve her bir üretim yeni olmakla birlikte aynı anda geçmişe de aittir. Tanpınar’ın kelimelerinin mazmundan farkı, işte bu akışla ilgili.

Devam

Yapay Zeka Şiir Yazabilir Mi?|M. Sadi Karademir

Hakikatin özüne, hangi şair tek başına düşünerek yaklaşabilmiştir? Şiir, bilimsel bilgiden ziyade, duyumsal ve sezgisel bir özellik taşır. İyi bir şiirde her kelimenin kendi başına yeni bir ruhu da vardır. Yapay zekânın, kelimeye ve mısraya güzel, yeni, çarpıcı bir anlam üfürecek bir nefesi yoktur.

Devam

Elemin Romantizmi: Marya|Hüseyin Ersavaş

Bir başkası için güzellik kaynağı olan, güzel olması yönüyle sevdiğini hatırlatabilecek her nesne şiir öznesi için elem vericidir. Yıldızlar, su, okyanus, yeryüzü… Çevresindeki her şey özneyi kahretmektedir. Öznenin nazarıyla yıldızlar hoyrattır, ay basit bir asma fenerdir, liman nankördür. Sadece bulunduğu mekana, şehire yabancı değil, Marya’nın bulunmadığı her yere, denize, göğe de yabancıdır. Bu yabancılık hali geçici bir durum da değildir, Marya baharda geleceğini söylemesine rağmen gelmemiştir ve gelmeyecektir.

Devam

Toplum Neden Şiire İhtiyaç Duyar| Bünyamin Yıldırım

Toplumların kendi tarihi ve her tarihin de kendi destanı vardır. İşte şiir, destanların sayfalarına nakşedilmiş sessiz bir mürekkeptir. T.S. Eliot Denemeler’de şiirin toplumsal, törel, siyasal ve dinsel gibi boyutlarının olduğunu ve şairin şiirinin, zamanı geçmesine rağmen hâlâ diri kalması gerektiğini savunur. Toplumun hafızası sıradan cümlelerle değil, tekrarlı ritimler ve metaforlarla örülüdür.

Devam

Edebiyatın İnşa Edici Rolü: Yazın ve Kimlik| Mümin Ali

Balkan coğrafyası bu tartışmalar için özel bir zemin sunmaktadır. Osmanlı’nın ardından ulus-devletlerin yükselişi, Balkan Türk milletinin kimliklerini koruma çabasını beraberinde getirmiştir. Bu süreçte edebiyat, dilin muhafazası, kültürel hafızanın aktarılması ve aidiyetin diri tutulması için en önemli araçlardan biri olmuştur. Yahya Kemal Beyatlı’nın “Üsküp bir Müslüman şehirdi / Binbir türbesiyle müştehirdi” mısraları, yalnızca bir şehrin geçmişini hatırlatmakla kalmaz, aynı zamanda kimliğin kolektif bilincini de diri tutmaktadır. Balkan Türk Edebiyatı bu yönüyle bir hafıza mekânı, bir kimlik deposu ve süreklilik aracıdır. Kimlik, akışkan bir halde kitle veya gruba aidiyetini gösterme kaygısı ile devlet tarafından güvenlik ve özgürlük teminatı için takdim edilen bir olgudur (Ali, 2024: s.35-36). Bu akışkanlık, Balkan Türk edebiyatında somut bir şekilde gözlemlenmektedir. Şairler ve yazarlar bir yandan maziyi diri tutarken, diğer yandan istikbale dair bir kimlik tahayyülünü kurgulamaktadırlar.

Devam