Mekânın İnsan Üzerindeki Sirayeti|Bünyamin Yıldırım

İnsan, mekânla kurduğu ilişki nispetinde kendine yaklaştığı gibi uzaklaştığı da olur. Aidiyet hissi, mekânsal bir sükûnetten doğar çoğu zaman. “Bir yuva keşfetmek, bizi gerisin geri çocukluğumuza, bir çocukluğa, yaşamış olmamız gereken çocukluklara götürür” diyor Bachelard Mekânın Poetikası’nda . Bir yere “yuva” denmesi, o mekânın duvarlarının kalınlığından ya da kapılarının sağlamlığından değil; insanın kendini oraya ait, emniyette, muhafaza edilmiş hissetmesindendir. Yuva, insanın ruhunu toparladığı, dağınıklığını geride bıraktığı bir sığınaktır. Buna karşın, insanın içini daraltan mekânlar da vardır; orada zaman ağırlaşır, nefes kısalır, düşünce içe doğru çöker. İnsan, böyle mekânlarda yalnız kalabalıklaşır; sesler artar fakat azalır anlam. Mekân, bu hâliyle yalnızca barınılan bir alan değil, bir zemin olur insanın kaderine temas eden.

Devam

Sayın Yeni Dünya, Kasaya Lütfen! (Hikaye)| M. Sadi Karademir

Kırk beş yıldır ayakta -hiç oturmadan- duran benim gibi biri için zaman oldukça anlamsız bir şekilde akıyor. Dünyaya kazık çakmadım, aksine insanlar beni vitrinlerine bir kazık gibi çaktılar.

Çok olmadı buraya geleli, olsa olsa on yıl. Ve bu on yıl da ömrü kimine göre 400 yıl, kimine göre bin yıl olarak sayılan benim gibi biri için oldukça anlamsız bir süre. Fabrikadan üryan getirdiler beni buraya. Oramı buramı da örtmedi hayvan herifler. Kadınlara biraz daha töleranslılar sanıyorum bu konuda.  Benim diğer arkadaşlardan farkım var tabi, ben şu insan denen canlı varlığa onlardan çok daha fazla kafa yoruyorum. Ama derdimi anlatamıyorum kimseye. E çünkü ağzım sonsuza kadar kapalı.

Devam

Tanpınar Okumaları: Psikolojik Mesafe| Büşra Can

Tanpınar, kendi imgelerini bir iç tutarlılıkla ortaya koyarken acaba kendi içinde bir mazmun yaratımı mı yaptı yoksa bu başka bağlamda değerlendirilmesi gereken bir konu mu? Tanpınar kendi sözcükleriyle sanki bir harita çizmiş gibidir. Bu harita kendi evrenini adeta canlı bir organizma kılar. Sözcükler türlü muhteva ve şekillere bürünür, birbirinden beslenir ve bir akış halindedir. Geçmiş, anda yeniden kurgulanır, yeniden üretilir ve her bir üretim yeni olmakla birlikte aynı anda geçmişe de aittir. Tanpınar’ın kelimelerinin mazmundan farkı, işte bu akışla ilgili.

Devam

Yapay Zeka Şiir Yazabilir Mi?|M. Sadi Karademir

Hakikatin özüne, hangi şair tek başına düşünerek yaklaşabilmiştir? Şiir, bilimsel bilgiden ziyade, duyumsal ve sezgisel bir özellik taşır. İyi bir şiirde her kelimenin kendi başına yeni bir ruhu da vardır. Yapay zekânın, kelimeye ve mısraya güzel, yeni, çarpıcı bir anlam üfürecek bir nefesi yoktur.

Devam

Yeniden Merhaba: TEMİZSAYFA.NET

Temizsayfa.net dergi ciddiyetini elden bırakmadan, herkesin kolayca erişebileceği bir kültür sanat ortamı sunmak için, Türkiye’nin entelektüel hafızası olma gayesiyle; tarih, bilim, edebiyat, kültür-sanat konularında geniş bir yelpazede, tecrübeli ve genç yazarları bir araya getirerek, yeni yazılarla okurları buluşturmak için bu gün yeniden çıktı yola. Temiz Sayfa kaybettiğini hatırlayan, şimdiyi ihmal etmeyen ve geleceği kurmayı hedefleyen bir fikir, kültür ve sanat ortamı. Bu doğrultuda, hiçbir siyasi veya dini gruba, fraksiyona, ulusal veya uluslararası fona bağımlılığı bulunmuyor. Gücümüzü kalemimizden, bilgi birikimimizden, yeteneğimizden, doğa, insan ve vatan sevgimizden alıyoruz. 

Devam

Edebiyatın İnşa Edici Rolü: Yazın ve Kimlik| Mümin Ali

Balkan coğrafyası bu tartışmalar için özel bir zemin sunmaktadır. Osmanlı’nın ardından ulus-devletlerin yükselişi, Balkan Türk milletinin kimliklerini koruma çabasını beraberinde getirmiştir. Bu süreçte edebiyat, dilin muhafazası, kültürel hafızanın aktarılması ve aidiyetin diri tutulması için en önemli araçlardan biri olmuştur. Yahya Kemal Beyatlı’nın “Üsküp bir Müslüman şehirdi / Binbir türbesiyle müştehirdi” mısraları, yalnızca bir şehrin geçmişini hatırlatmakla kalmaz, aynı zamanda kimliğin kolektif bilincini de diri tutmaktadır. Balkan Türk Edebiyatı bu yönüyle bir hafıza mekânı, bir kimlik deposu ve süreklilik aracıdır. Kimlik, akışkan bir halde kitle veya gruba aidiyetini gösterme kaygısı ile devlet tarafından güvenlik ve özgürlük teminatı için takdim edilen bir olgudur (Ali, 2024: s.35-36). Bu akışkanlık, Balkan Türk edebiyatında somut bir şekilde gözlemlenmektedir. Şairler ve yazarlar bir yandan maziyi diri tutarken, diğer yandan istikbale dair bir kimlik tahayyülünü kurgulamaktadırlar.

Devam

Amerikan Rüyasının Sonu: Muhteşem Gatsby| Beyza Nur Küçükuysal

20. yüzyılın en büyük Amerikan yazarlarından biri olan F. Scott Fitzgerald’ın 1925 yılında yayımlanan ve şu an başyapıtı olarak kabul edilen eseri Muhteşem Gatsby; yalnızca tutkulu bir aşkın hikayesi değil, aynı zamanda 1920’ler Amerika’sında doğan Caz Çağı’nın ihtişamı ve aşırılığı altında yatan yozlaşmayı çarpıcı bir üslupla anlatarak topluma eleştirel bir bakış açısı sunan bir eserdir. Günümüzde hala inanılmaya devam edilen Amerikan Rüyası’nın vaatlerinin ardındaki hayal kırıklıklarını göz önüne sererek edebiyat okurlarını etkilemeyi sürdürüyor.

Devam

Temiz Sayfa Ailesi Yeni Dönemde Okuma Atölyesi Programına Başlıyor

ltı senedir kesintisiz devam eden Temiz Sayfa Okuma Atölyesi programımız yeni kültür sanat sezonunda da faaliyetlerine devam ediyor. Türk ve dünya edebiyatının seçkin örneklerinin değerlendirmeye alınacağı okuma atölyemiz, Dostoyevski’nin İnsancıklar eserinin değerlendirilmesi ile edebiyatseverlere merhaba diyor. Yeni dönemde yüz yüze olması planlanan etkinliklerimizde edebiyat eserini okuyan kitapseverler, Şair M. Sadi Karademir yönetiminde izlenimlerini, değerlendirmelerini ve eleştirilerini sunma fırsatı yakalıyor.

Devam