Temiz Sayfa Kitap Kulübünde “Venedik Taciri” ele alınacak.
Temiz Sayfa Kitap Kulübü’nde, 23 Ekim Cuma günü, 18.30’da William Shakespeare’in kült tiyatro oyunu “Venedik Taciri” ele alınacak.
DevamTemiz Sayfa Kitap Kulübü’nde, 23 Ekim Cuma günü, 18.30’da William Shakespeare’in kült tiyatro oyunu “Venedik Taciri” ele alınacak.
DevamKazakistan’ın en köklü yayın organlarından Kazak Radyosu’nda (@qazradio.fm ) Erkinbek Serikbay’ın hazırlayıp sunduğu “Dostluk” programı Şair Sadi Karademir’i konuk etti.
DevamBatı’da modernist şiir denildiğinde akla gelen isimlerden biri olan T. S. Eliot, “Çorak Ülke” adlı kitabında parçalanmış bir dünyadan kalanların dilini kurar. Aynı şekilde Ezra Pound, şiiri bir imge yoğunluğu ve kültürel göndermeler ağı hâline getirerek okuru metnin içine davet eder ama bu davet bir misafirlik değildir. Türk şiirinde ise Ahmet Haşim’in “Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar”ındaki, “Şairin lisanı ‘nesir’ gibi anlaşılmak için değil fakat duyulmak üzere vücut bulmuş, mûsikî ile söz arasında, sözden ziyade mûsikîye yakın mutavassıt bir lisandır” diyerek kapalılık vurgusunu, şiirin anlamdan çok sezgiye yaslanması gerektiğini savunur. Daha sonra “Balad”ın şairi İlhan Berk, dili neredeyse başlı başına bir varlık alanı olarak sözcükleri alışıldık bağlamlarından koparır. Bu isimler, yalnızca yeni bir şiir yazmamış, yeni bir okuma biçimi de talep etmişlerdir.
Modern şiirin anlaşılmamasının bir nedeni, dilin işlevinin değişmesidir.
DevamTemiz Sayfa Kitap Kulübü 2026-2027 kültür sanat sezonunda Şair Sadi Karademir yönetiminde başlıyor. Dokuz yıldır kitabı merkeze alarak devam eden toplantılarda, Türk ve dünya edebiyatında seçkin eserler değerlendirmeye alınıyor. Eleştirel okumanın yanı sıra yazar biyografisi ve yazmaya dair ayrıntıların da konuşulduğu kulüp toplantıları, katılımcılara okuma ve yazma atölyelerinde konu edinilen başlıkları sohbet ortamında bir arada ele alma fırsatı sunuyor.
Devam“Ters Akıntı, modern hayatın insanı kuşatan yalnızlığına, kapitalizmin görünmez tahakkümüne karşı; savaşların, göçlerin, adaletsizliklerin ve yabancılaşmanın ortasında insan kalabilme mücadelesi için söylenmiş estetik bir itiraz. Yeni hece şiirinin sesiyle gelen bu itiraz, aşkı, insanın varoluşsal sancılarını, iç hesaplaşmalarını ve entelektüel bilgiyi imgenin derin süzgecinden geçirerek sunuyor dışarıya.
Sadi Karademir ödüllü ilk kitabı Ters Akıntı ile yeniden okur karşısına çıkıyor.”
Devamİnsan, mekânla kurduğu ilişki nispetinde kendine yaklaştığı gibi uzaklaştığı da olur. Aidiyet hissi, mekânsal bir sükûnetten doğar çoğu zaman. “Bir yuva keşfetmek, bizi gerisin geri çocukluğumuza, bir çocukluğa, yaşamış olmamız gereken çocukluklara götürür” diyor Bachelard Mekânın Poetikası’nda . Bir yere “yuva” denmesi, o mekânın duvarlarının kalınlığından ya da kapılarının sağlamlığından değil; insanın kendini oraya ait, emniyette, muhafaza edilmiş hissetmesindendir. Yuva, insanın ruhunu toparladığı, dağınıklığını geride bıraktığı bir sığınaktır. Buna karşın, insanın içini daraltan mekânlar da vardır; orada zaman ağırlaşır, nefes kısalır, düşünce içe doğru çöker. İnsan, böyle mekânlarda yalnız kalabalıklaşır; sesler artar fakat azalır anlam. Mekân, bu hâliyle yalnızca barınılan bir alan değil, bir zemin olur insanın kaderine temas eden.
DevamŞiirin ve sanatın hayatımızdan eksikliğini hızla hissettirdiği zamanlarda, Türk tiyatrosu gerek telif gerekse çeviri eserlerle, edebiyat eserlerini oyunlarla canlı tutmayı sürdürüyor. Serhat Yiğitoğlu’nun yazdığı ve Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği sevilen oyun Aşk Biter Mi de Türk tiyatrosunun son yıllardaki en önemli telif hediyelerinden biri oldu sanatseverlere. Gösterime girdiği Eylül 2024’ten günümüze kadar, kapalı gişe oynayan Aşk Biter Mi, 2026 yılında da gösterime tüm hızıyla devam ediyor. Başrollerini Kerem Alışık ve Evrim Alasya’nın üstlendiği tek perdelik oyun, Türkiye’de ve yurtdışında ilgiyle izlenmeye devam ediyor. Modern dönem Türk şiirini, şair aşklarını ve hayat hikâyelerini günümüz insanı ile buluşturan tiyatro oyununda seyirciler, Kerem Alışık ve Evrim Alasya’nın üst düzey performansıyla farklı duygu duraklarında kendilerine şiirden bir sığınak buluyor.
DevamKırk beş yıldır ayakta -hiç oturmadan- duran benim gibi biri için zaman oldukça anlamsız bir şekilde akıyor. Dünyaya kazık çakmadım, aksine insanlar beni vitrinlerine bir kazık gibi çaktılar.
Çok olmadı buraya geleli, olsa olsa on yıl. Ve bu on yıl da ömrü kimine göre 400 yıl, kimine göre bin yıl olarak sayılan benim gibi biri için oldukça anlamsız bir süre. Fabrikadan üryan getirdiler beni buraya. Oramı buramı da örtmedi hayvan herifler. Kadınlara biraz daha töleranslılar sanıyorum bu konuda. Benim diğer arkadaşlardan farkım var tabi, ben şu insan denen canlı varlığa onlardan çok daha fazla kafa yoruyorum. Ama derdimi anlatamıyorum kimseye. E çünkü ağzım sonsuza kadar kapalı.
DevamYakın geçmişin en ilgi çekici sanatçılarından Camille Claudel’in hayatı, İzmir’de, Boyoz Akademi Sanat Merkezi’nde gösterime giren “Heykele Fısıldayan Kadın” oyunuyla hayat buluyor.
Heykele Fısıldayan Kadın, Camille Claudel’in yaşamına yaslanan, belgesel nitelikten ziyade, Camille Claudel’i sahne diliyle anlatan bir oyun. Tiyatro eseri, Camille’ın sesini tiyatro metninin satır aralarında seyirciye duyurmayı şiar ediniyor. Dram türündeki bu eserin yazan ve yöneten Bülent Aydoslu. Oyunun başrolünü ise başarılı oyuncu Buse Sevindik üstleniyor. Eserde rol alan diğer oyuncular ise Onur Çimen, Kemal Alkan, Damra Dinçer, Nazan Akın ve Bülent Aydoslu.
Aralık ayında gösterime giren oyun; İzmir / Boyoz Sanat Akademisi’nde, 2026’nın Ocak ve Şubat aylarında da gösterime devam edecek.
DevamTanpınar, kendi imgelerini bir iç tutarlılıkla ortaya koyarken acaba kendi içinde bir mazmun yaratımı mı yaptı yoksa bu başka bağlamda değerlendirilmesi gereken bir konu mu? Tanpınar kendi sözcükleriyle sanki bir harita çizmiş gibidir. Bu harita kendi evrenini adeta canlı bir organizma kılar. Sözcükler türlü muhteva ve şekillere bürünür, birbirinden beslenir ve bir akış halindedir. Geçmiş, anda yeniden kurgulanır, yeniden üretilir ve her bir üretim yeni olmakla birlikte aynı anda geçmişe de aittir. Tanpınar’ın kelimelerinin mazmundan farkı, işte bu akışla ilgili.
Devam