Aşka ve Şiire Çıkaran Teatral Bir Yolculuk: Aşk Biter Mi

Şiirin ve sanatın hayatımızdan eksikliğini hızla hissettirdiği zamanlarda, Türk tiyatrosu gerek telif gerekse çeviri eserlerle, edebiyat eserlerini oyunlarla canlı tutmayı sürdürüyor. Serhat Yiğitoğlu’nun yazdığı ve Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği sevilen oyun Aşk Biter Mi de Türk tiyatrosunun son yıllardaki en önemli telif hediyelerinden biri oldu sanatseverlere.  Gösterime girdiği Eylül 2024’ten günümüze kadar, kapalı gişe oynayan Aşk Biter Mi, 2026 yılında da gösterime tüm hızıyla devam ediyor. Başrollerini Kerem Alışık ve Evrim Alasya’nın üstlendiği tek perdelik oyun, Türkiye’de ve yurtdışında ilgiyle izlenmeye devam ediyor. Modern dönem Türk şiirini, şair aşklarını ve hayat hikâyelerini günümüz insanı ile buluşturan tiyatro oyununda seyirciler, Kerem Alışık ve Evrim Alasya’nın üst düzey performansıyla farklı duygu duraklarında kendilerine şiirden bir sığınak buluyor.

Devam

“Heykele Fısıldayan Kadın” Tiyatro Oyunu İzmir’de Gösterime Devam Ediyor!

Yakın geçmişin en ilgi çekici sanatçılarından Camille Claudel’in hayatı, İzmir’de, Boyoz Akademi Sanat Merkezi’nde gösterime giren “Heykele Fısıldayan Kadın” oyunuyla hayat buluyor.

Heykele Fısıldayan Kadın, Camille Claudel’in yaşamına yaslanan, belgesel nitelikten ziyade, Camille Claudel’i sahne diliyle anlatan bir oyun. Tiyatro eseri, Camille’ın sesini tiyatro metninin satır aralarında seyirciye duyurmayı şiar ediniyor. Dram türündeki bu eserin yazan ve yöneten Bülent Aydoslu. Oyunun başrolünü ise başarılı oyuncu Buse Sevindik üstleniyor. Eserde rol alan diğer oyuncular ise Onur Çimen, Kemal Alkan, Damra Dinçer, Nazan Akın ve Bülent Aydoslu.

Aralık ayında gösterime giren oyun; İzmir / Boyoz Sanat Akademisi’nde, 2026’nın Ocak ve Şubat aylarında da gösterime devam edecek.

Devam

Tanpınar Okumaları: Psikolojik Mesafe| Büşra Can

Tanpınar, kendi imgelerini bir iç tutarlılıkla ortaya koyarken acaba kendi içinde bir mazmun yaratımı mı yaptı yoksa bu başka bağlamda değerlendirilmesi gereken bir konu mu? Tanpınar kendi sözcükleriyle sanki bir harita çizmiş gibidir. Bu harita kendi evrenini adeta canlı bir organizma kılar. Sözcükler türlü muhteva ve şekillere bürünür, birbirinden beslenir ve bir akış halindedir. Geçmiş, anda yeniden kurgulanır, yeniden üretilir ve her bir üretim yeni olmakla birlikte aynı anda geçmişe de aittir. Tanpınar’ın kelimelerinin mazmundan farkı, işte bu akışla ilgili.

Devam

“Töre, İlk Türk Medeniyetinin Adıdır.”|Dr. Öğretim Üyesi Ali Ahmetbeyoğlu İle Söyleşi

Türkiye’nin entelektüel hafızası temizsayfa.net, kültürel birikime katkı sağlamak amacıyla, Türkiye’nin önde gelen şairleri, yazarları, sanatçıları ve akademisyenleri ile söyleşiler gerçekleştiriyor. Bu kapsamda Temiz Sayfa’da bu ay, İslamiyet öncesi Türk tarihinin duayen isimlerinden İstanbul Üniversitesi Genel Türk Tarihi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Dr. Ali Ahmetbeyoğlu ile Türk tarihinin temelleri üzerine kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşi, başta Türk tarihi genelinde çalışma yapan tarihçiler, araştırmacılar, akademisyenler ve entelektüeller olmak üzere; tarih öğrencilerine, genç, yaşlı her yaştan tarih meraklılarına önemli bilgiler vererek, Türklerin tarihsel yolculuğuna kapsamlı bir çerçeve ve yol haritası çiziyor.

Devam

Toplum Neden Şiire İhtiyaç Duyar| Bünyamin Yıldırım

Toplumların kendi tarihi ve her tarihin de kendi destanı vardır. İşte şiir, destanların sayfalarına nakşedilmiş sessiz bir mürekkeptir. T.S. Eliot Denemeler’de şiirin toplumsal, törel, siyasal ve dinsel gibi boyutlarının olduğunu ve şairin şiirinin, zamanı geçmesine rağmen hâlâ diri kalması gerektiğini savunur. Toplumun hafızası sıradan cümlelerle değil, tekrarlı ritimler ve metaforlarla örülüdür.

Devam

Edebiyatın İnşa Edici Rolü: Yazın ve Kimlik| Mümin Ali

Balkan coğrafyası bu tartışmalar için özel bir zemin sunmaktadır. Osmanlı’nın ardından ulus-devletlerin yükselişi, Balkan Türk milletinin kimliklerini koruma çabasını beraberinde getirmiştir. Bu süreçte edebiyat, dilin muhafazası, kültürel hafızanın aktarılması ve aidiyetin diri tutulması için en önemli araçlardan biri olmuştur. Yahya Kemal Beyatlı’nın “Üsküp bir Müslüman şehirdi / Binbir türbesiyle müştehirdi” mısraları, yalnızca bir şehrin geçmişini hatırlatmakla kalmaz, aynı zamanda kimliğin kolektif bilincini de diri tutmaktadır. Balkan Türk Edebiyatı bu yönüyle bir hafıza mekânı, bir kimlik deposu ve süreklilik aracıdır. Kimlik, akışkan bir halde kitle veya gruba aidiyetini gösterme kaygısı ile devlet tarafından güvenlik ve özgürlük teminatı için takdim edilen bir olgudur (Ali, 2024: s.35-36). Bu akışkanlık, Balkan Türk edebiyatında somut bir şekilde gözlemlenmektedir. Şairler ve yazarlar bir yandan maziyi diri tutarken, diğer yandan istikbale dair bir kimlik tahayyülünü kurgulamaktadırlar.

Devam

Amerikan Rüyasının Sonu: Muhteşem Gatsby| Beyza Nur Küçükuysal

20. yüzyılın en büyük Amerikan yazarlarından biri olan F. Scott Fitzgerald’ın 1925 yılında yayımlanan ve şu an başyapıtı olarak kabul edilen eseri Muhteşem Gatsby; yalnızca tutkulu bir aşkın hikayesi değil, aynı zamanda 1920’ler Amerika’sında doğan Caz Çağı’nın ihtişamı ve aşırılığı altında yatan yozlaşmayı çarpıcı bir üslupla anlatarak topluma eleştirel bir bakış açısı sunan bir eserdir. Günümüzde hala inanılmaya devam edilen Amerikan Rüyası’nın vaatlerinin ardındaki hayal kırıklıklarını göz önüne sererek edebiyat okurlarını etkilemeyi sürdürüyor.

Devam